Manisa’nın önemli tarımsal üretim alanlarından biri olan bağcılığın geleceğine ilişkin hazırlanan Sonuç Bildirgesi, sektörün farklı kesimlerinden gelen görüş ve önerilerin ortak bir zeminde değerlendirilmesiyle oluşturuldu.
Çalıştayın moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Doç. Dr. Burçak İşçi üstlenirken; Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Bağcılık Araştırma Enstitüsü, Manisa Ticaret Borsası, akademisyenler, uzmanlar, sektör paydaşları, çiftçiler ve ihracatçılar çalıştay sürecine katkı sundu.
Gün boyunca gerçekleştirilen değerlendirmelerde üretim, ihracat, ilaç kalıntısı, sulama ve üreticinin ekonomik koşulları başta olmak üzere Manisa bağcılığını doğrudan ilgilendiren teknik ve ekonomik konular ele alınırken, ortaya konulan görüş ve çözüm önerileri çalıştay sonrasında hazırlanan Sonuç Bildirgesi'ne yansıtıldı.
BİLDİRGE, MANİSA BAĞCILIĞININ GELECEĞİ İÇİN ORTAK BİR ÇERÇEVE ORTAYA KOYUYOR
Sonuç Bildirgesi'nin temelinde, Manisa bağcılığının bugün karşı karşıya bulunduğu sorunların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceği tespiti yer aldı.
Su kaynaklarının azalması ve kuraklık, iklim kaynaklı üretim riskleri, artan mazot, gübre, bitki koruma ürünü, işçilik ve sulama maliyetleri, ilaç kalıntısı ve kalite baskısı, örgütlenme eksikliği ile ürünün pazarda hak ettiği değeri bulamaması gibi sorunların bir bütün olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.
Bu doğrultuda bilimsel veriler ile üreticilerin sahadaki deneyiminin kamu politikalarıyla buluşturulması, üretim planlamasının havza ölçeğinde yapılması ve üreticinin ekonomik açıdan korunmasının esas alınması gerektiği belirtildi.
SU VE KURAKLIK İÇİN KALICI ÇÖZÜMLER GELİŞTİRİLMELİ
Sonuç Bildirgesi'nin öncelikli başlıklarından birini su kaynaklarının korunması ve kuraklıkla mücadele oluşturdu.
Kapalı sulama sistemlerine geçişin hızlandırılması, damla sulama sistemlerinin toprağın nem durumu ve bitkinin gerçek su ihtiyacına göre yönetilmesi, sulama kayıplarının azaltılması ve mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılması gerektiği belirtildi.
Kullanılabilir su miktarının havza bazlı üretim planlamasında temel ölçütlerden biri olması gerektiğine dikkat çekilen bildirgede, kuraklık ve su sorununa kalıcı çözümler geliştirilmesi, sulama yatırımlarının artırılması ve iklim risklerine karşı erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
ÜRETİCİNİN GELİRİ VE ÜRÜNÜN DEĞERİ KORUNMALI
Bildirgenin önemli başlıklarından biri de üzüm fiyatları ve üreticinin gelir güvencesi oldu.
Üzüm fiyatlarının belirlenmesinde üretim maliyetleri, ürün kalitesi, piyasa koşulları ve üretimin devamlılığının birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Üreticinin mağduriyet yaşamaması ve aşırı fiyat dalgalanmalarının önlenmesi amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) ihtiyaç duyulan dönemlerde etkin ve zamanında devreye girebilmesine yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Mazot, gübre, bitki koruma ürünleri, işçilik ve sulama başta olmak üzere temel üretim girdilerindeki yüksek maliyetlerin üretici üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekilerek, tarımsal desteklerin gerçek üretim maliyetleri ve sahadaki ihtiyaçlarla uyumlu hale getirilmesi gerektiği kaydedildi.
KALINTI VE KALİTE KONUSUNDA ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ
Çalıştay sürecinde ele alınan ilaç kalıntısı ve ürün kalitesi konusu da Sonuç Bildirgesi'nde önemli başlıklardan biri olarak yer aldı.
Üretimde kalite ve gıda güvenliğinin korunmasının hem üreticinin gelirinin hem de Manisa üzümünün ulusal ve uluslararası pazarlardaki değerinin sürdürülebilmesi açısından önem taşıdığı vurgulandı.
Bu alanda üreticilere yönelik teknik danışmanlık, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının güçlendirilmesi; doğru ve kontrollü bitki koruma uygulamalarının yaygınlaştırılması ve üreticinin kaliteli ve güvenilir üretim yapmasını destekleyecek mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
ÖRGÜTLÜ ÜRETİM, LİSANSLI DEPOCULUK VE PAZARLAMA GÜÇLENDİRİLMELİ
Sonuç Bildirgesi'nde üreticinin ürününü hak ettiği değerde pazarlayabilmesi için kooperatifçilik ve üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Kooperatifler ve üretici birliklerinin ortak girdi alımı, makine kullanımı, depolama, paketleme ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesi önerildi.
Hasat dönemlerinde oluşan fiyat baskısının azaltılması amacıyla lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması, üreticinin depolama ve finansman imkanlarına erişiminin kolaylaştırılması ve ürünün uygun zamanda pazarlanabilmesine imkan sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
MANİSA ÜZÜMÜNDE KATMA DEĞER ARTIRILMALI
Bildirgeyle Manisa üzümünün yalnızca kuru ve sofralık ürün olarak değerlendirilmesinin ötesine geçilerek daha yüksek katma değer sağlayacak ürünlerin geliştirilmesi hedeflendi.
Üzüm suyu, pekmez, sirke, çekirdek yağı, fonksiyonel gıdalar ve asma yaprağının yanı sıra üzüm posası, çekirdek, kabuk ve budama artıklarının da gıda, sağlık, kozmetik ve enerji gibi alanlarda değerlendirilmesine yönelik araştırma, yatırım ve ürün geliştirme çalışmalarının desteklenmesi önerildi.
İHRACAT VE MARKALAŞMA GÜÇLENDİRİLMELİ
Manisa üzümünün ulusal ve uluslararası pazarlardaki değerinin artırılması amacıyla ihracat ve markalaşmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Manisa üzümünün bölgesel kimliği, coğrafi işareti ve üretim kültürünün ortak bir marka stratejisiyle güçlendirilmesi; mevcut ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve yeni ülke pazarlarına ulaşılması amacıyla kalite, lojistik, ambalaj, standart ve marka değerinin birlikte geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
E-ticaret, dijital pazarlama, üreticiden tüketiciye doğrudan satış, gastronomi ve bağ turizmi gibi alternatif pazarlama ve tanıtım kanallarının da geliştirilmesi önerildi.
TARSİM VE ÜRETİCİNİN SOSYAL GÜVENLİĞİ GÜÇLENDİRİLMELİ
İklim kaynaklı risklerin artmasıyla birlikte tarım sigortalarının üreticinin ihtiyaçlarına göre güçlendirilmesi gerektiği bildirgede yer aldı.
Bu kapsamda TARSİM primleri ve muafiyet oranlarının, üreticinin ödeme gücü ve karşı karşıya bulunduğu riskler dikkate alınarak üretici lehine yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Bunun yanında tarım Bağ-Kur ve SGK primlerinin üreticinin gelir düzeyi ve ödeme gücü dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, prim yükünün üretimin sürdürülebilirliğini tehdit etmeyecek şekilde düzenlenmesi ve üreticinin sosyal güvenlik sisteminde kalmasının teşvik edilmesi gerektiği ifade edildi.
GENÇLER VE KADINLAR TARIMDA TUTULMALI
Manisa bağcılığının geleceği açısından gençlerin tarımda kalmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal koşulların güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Genç çiftçilere araziye erişim, makine ve ekipman, uygun koşullu kredi, eğitim, danışmanlık ve teknoloji desteğinin birlikte sunulması önerildi.
Kadınların üretimdeki rolünün güçlendirilmesi amacıyla eğitim, girişimcilik, teknoloji ve yatırım desteklerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi.
SONUÇ BİLDİRGESİ İÇİN SÜREKLİ TAKİP MEKANİZMASI
Sonuç Bildirgesi'nde ortaya konulan önerilerin yalnızca tespit olarak kalmaması ve uygulamaya dönüşmesi amacıyla ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla sürekli bir koordinasyon mekanizması oluşturulması önerildi.
Belediyeler, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, kooperatifler, sanayi temsilcileri ve üreticilerin katılımıyla yürütülecek çalışmaların; belirlenen hedefler, takvim, sorumlu kurumlar ve ölçülebilir başarı göstergeleri üzerinden takip edilmesi öngörüldü.
İlerlemenin en az yılda bir kez kamuoyuyla paylaşılması ve uygulamaların sahadan gelecek geri bildirimler doğrultusunda güncellenmesi gerektiği ifade edildi.
MANİSA BAĞCILIĞININ GELECEĞİ İÇİN ORTAK YOL HARİTASI
Manisa Bağcılık ve Tarım Çalıştayı'nın ardından hazırlanan Sonuç Bildirgesi; üreticinin emeğinin ve gelirinin korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanılması, iklim risklerine karşı dayanıklı üretim modellerinin geliştirilmesi, kaliteli ve güvenilir üretimin desteklenmesi, güçlü üretici örgütlerinin oluşturulması, ürünün katma değerinin artırılması ve Manisa üzümünün ulusal ve uluslararası pazarlardaki değerinin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı önerileri bir araya getiriyor.
Üreticilerden kamu temsilcilerine, akademisyenlerden sektör paydaşlarına, ihracatçılardan meslek kuruluşlarına kadar farklı kesimlerin katkılarıyla ortaya konulan bildirge, Manisa bağcılığının geleceğine ilişkin ortak akılla belirlenen öncelikleri ve çözüm önerilerini kamuoyunun dikkatine sunuyor.
Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Şehzadeler Belediyesi iş birliğiyle Bağ Bozumu Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen Manisa Bağcılık ve Tarım Çalıştayı'nın Sonuç Bildirgesi ile ortaya konulan hedeflerin, Manisa bağcılığının sürdürülebilirliği ve üreticinin geleceğinin güvence altına alınması doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşların çalışmalarına katkı sunması amaçlanıyor.
MANİSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE ŞEHZADELER BELEDİYESİ İŞ BİRLİĞİYLE
Manisa Bağcılık ve Tarım Çalıştayı
BİLDİRGESİ
7 Eylül 2026 | Manisa
Toprağı koruyan, suyu akılcı kullanan, üreticinin emeğini güvence altına alan ve Manisa üzümünü daha yüksek katma değere taşıyan ortak bir tarım politikası için birlikte hareket ediyoruz.
Manisa’nın yüzyıllardır toprağı, üretici emeği ve üzümüyle şekillenen tarım kültürünü geleceğe taşımak amacıyla düzenlenen çalıştay; bürokratları, ilgili kamu kurumlarının temsilcilerini, ziraat mühendislerini, meslek odalarını, kadın ve genç çiftçileri ve üzüm üreticilerini aynı masa etrafında buluşturmuştur.
Üç çalışma masasında; su ve iklim dayanıklılığı, üretici ekonomisi ve örgütlenme, katma değer, sanayi, pazarlama, ihracat, markalaşma, mekanizasyon ve akıllı bağcılık ele alınmıştır.
Bu bildirge, yapılan değerlendirmelerden süzülen ortak öncelikleri ve Manisa bağcılığının önümüzdeki dönemde izlemesi gereken yolu kamuoyuyla paylaşmaktadır.
ORTAK TESPİT
Manisa bağcılığı aynı anda su kıtlığı, iklim kaynaklı üretim riskleri, artan girdi maliyetleri, kalıntı ve kalite baskısı, örgütlenme eksikliği ve pazarlarda değer kaybı ile karşı karşıyadır. Bu sorunlar birbirinden bağımsız değildir.
Suyun doğru yönetilmediği, üreticinin artan maliyetler karşısında emeğinin karşılığını alamadığı, ürünün niteliğinin izlenemediği ve pazarlama gücünün yeterince oluşturulamadığı bir sistemde bağcılığın kalıcı biçimde sürdürülmesi mümkün değildir.
Çalıştayın ortak yaklaşımı açıktır: Üretim planlaması havza ölçeğinde yapılmalı; bilimsel veri, çiftçi deneyimi ve kamu politikası aynı hedefte buluşmalıdır. Üreticinin örgütlü olmadığı, kaliteli ürünün karşılığını alamadığı ve yeniliklere erişemediği koşullarda rekabet gücü korunamaz.
Bu nedenle Manisa bağcılığının geleceği; üreticinin gelirini ve sosyal güvencesini koruyan, üretim maliyetlerini azaltan, su ve iklim risklerini yöneten, örgütlü üretimi güçlendiren ve uzun vadeli kamu politikalarıyla desteklenen bütüncül bir anlayışla ele alınmalıdır.
ORTAK HEDEFLER VE TAAHHÜTLER
1. Suyu havza ölçeğinde ve veriye dayalı yöneteceğiz
Kapalı sulama sistemlerine geçiş hızlandırılmalı; damla sulama yalnızca bir altyapı yatırımı olarak değil, toprak nemi ve bitki ihtiyacına göre yönetilen bir üretim standardı olarak ele alınmalıdır. Sulama zamanı ve miktarı bilimsel verilerle belirlenmeli, kaçak ve kayıplar azaltılmalıdır.
Havza bazlı ürün planlamasında kullanılabilir su miktarı temel ölçüt olmalıdır. Arıtılmış suyun tarımsal kullanım olanakları araştırılmalı ve güvenli uygulamalar için mevzuat ile altyapı geliştirilmelidir.
Kuraklık ve su kıtlığının giderek büyüyen bir üretim riski olduğu dikkate alınarak, sulama yatırımları artırılmalı; üreticinin suya erişimini güvence altına alacak kalıcı ve uzun vadeli çözümler geliştirilmelidir.
2. Bağları iklim krizine karşı dayanıklı hâle getireceğiz
Kuraklık, aşırı sıcak, don, dolu, kuvvetli yağış ve sel riskleri için bağ alanlarına özgü risk haritaları hazırlanmalıdır. İklim istasyonları, erken uyarı sistemleri ve sahadan gelen veriler üreticinin zamanında karar alabileceği ortak bir yapıda buluşturulmalıdır.
Kuraklığa ve sıcaklık stresine dayanıklı anaç ve çeşitler desteklenmeli; yerel çeşitler korunmalı ve anaç, çeşit ve çevre ilişkisine dayalı araştırmalar uzun vadeli programlarla sürdürülmelidir.
İklim kaynaklı kayıpların üreticinin ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit etmemesi için sigorta mekanizmaları ve kamu destekleri iklim riskleriyle uyumlu hâle getirilmelidir.
3. Bitki sağlığını korurken kalıntı riskini azaltacağız
Hastalık ve zararlılarla mücadelede entegre, biyolojik ve biyoteknik yöntemler yaygınlaştırılmalı; pestisit kullanımı ölçülebilir hedeflerle azaltılmalıdır. Erken uyarı ve tahmin modelleri üreticiye sahada, zamanında ve anlaşılır biçimde ulaştırılmalıdır.
Hasat öncesi kontrol, ihracat kalıntı limitleri ve iyi tarım uygulamaları birlikte ele alınmalıdır. Destekleme politikaları kalıntısız, güvenilir ve kaliteli üretimi ödüllendirecek biçimde düzenlenmelidir.
Girdi kullanımında üreticiye doğru ürün, doğru doz ve doğru zamanda uygulama konusunda teknik danışmanlık sağlanarak hem maliyetlerin hem de çevresel risklerin azaltılması hedeflenmelidir.
4. Üreticinin gelirini ve emeğinin karşılığını güvence altına alacağız
Üzüm fiyatı belirlenirken üretim maliyetleri, ürün kalitesi, piyasa koşulları ve üretimin devamlılığı birlikte gözetilmelidir. Üreticinin emeğini ve sürdürülebilir üretim kapasitesini koruyacak, maliyetleri dikkate alan ve öngörülebilir bir fiyatlama yaklaşımı oluşturulmalıdır.
Üzüm üreticisinin mağduriyet yaşamaması ve piyasada oluşabilecek aşırı fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) ihtiyaç duyulan dönemlerde etkin ve zamanında müdahale edebilmesine yönelik mekanizmalar güçlendirilmelidir. Alım politikaları, üreticinin maliyetlerini karşılayabileceği ve üretimin devamlılığını sağlayabileceği bir anlayışla ele alınmalıdır.
Mazot, gübre, bitki koruma ürünleri, enerji, sulama, işçilik, fidan ve mekanizasyon giderleri düzenli olarak izlenmeli; özellikle artan girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki yükünü azaltacak destek ve teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir.
Küçük üreticinin pazarlık gücü güçlendirilmeli, kaliteli ürünün daha yüksek fiyatla karşılık bulduğu şeffaf bir fiyatlandırma sistemi kurulmalıdır. Kısa vadeli ve değişken uygulamalar yerine öngörülebilir, uzun vadeli ve üreticiyi koruyan bir tarım politikası esas alınmalıdır.
5. Örgütlü üretimi büyüteceğiz
Çiftçilerin ürün ve havza temelinde örgütlenmesi teşvik edilmelidir. Kooperatifler ve üretici birlikleri ortak girdi alımı, makine kullanımı, depolama, paketleme ve pazarlama kapasitesine kavuşturulmalıdır.
Örgütlenme yalnızca maliyeti azaltan bir araç değildir; üreticinin pazardaki söz hakkını, bilgiye erişimini ve yatırım yapabilme gücünü artıran temel ekonomik mekanizmadır.
Üreticinin ürününü hasat döneminde düşük fiyatla elinden çıkarmak zorunda kalmaması için lisanslı depoculuk altyapısının yaygınlaştırılması, depolama ve finansman imkânlarının üreticinin erişebileceği şekilde geliştirilmesi önem taşımaktadır.
Kooperatiflerin ve üretici birliklerinin ihracat kapasitesi güçlendirilmeli; üreticinin ürününü doğrudan ve daha yüksek katma değerle pazarlayabileceği modeller desteklenmelidir.
Mevcut yapılar etkinlik ve güven bakımından güçlendirilmeli, ihtiyaca göre ölçekli ve uzmanlaşmış kooperatif modelleri kurulmalıdır.
6. Kaliteyi kayıt ve izlenebilirlikle koruyacağız
Bağdan sofraya uzanan süreçte üretici, parsel, girdi, uygulama ve hasat kayıtları tutulmalıdır. Ürün standardizasyonu ve hasat öncesi denetim, üreticiyi cezalandıran değil doğru üretime yönlendiren eğitim ve danışmanlık sistemiyle desteklenmelidir.
İzlenebilir hammadde; ihracatta güven, sanayide standart ve tüketicide kalite algısı yaratır. Bu nedenle kayıt sistemi küçük üreticinin de kolayca kullanabileceği sade dijital araçlarla kurulmalıdır.
7. Üzümü katma değerli ürünlere dönüştüreceğiz
Manisa üzümü yalnızca kuru ve sofralık ürün olarak değerlendirilmemelidir. Üzüm suyu, pekmez, sirke, çekirdek yağı, fonksiyonel gıdalar, asma yaprağı ve yeni üzüm bazlı ürünler için araştırma, ürün geliştirme ve yatırım destekleri artırılmalıdır.
Üzüm posası, çekirdek, kabuk, asma yaprağı ve budama artıkları gıda, sağlık, kozmetik ve enerji alanlarında ekonomiye kazandırılmalıdır.
Yerel işleme sanayisi geliştirilmeli; sözleşmeli üretim modellerinde kalite, izlenebilirlik ve üretici hakkı birlikte güvence altına alınmalıdır.
8. Manisa Üzümü için ortak bir marka dili kuracağız
Manisa üzümünün bölgesel kimliği, coğrafi işareti ve üretim kültürü ortak bir marka stratejisi içinde anlatılmalıdır. Coğrafi işaretin ticari kullanımı yaygınlaştırılmalı; ambalaj ve etiketleme, kaliteyi görünür kılan ortak standartlarla güçlendirilmelidir.
Mevcut ihracat pazarları düzenli analiz edilmeli, yeni ülke ve pazarlar araştırılmalı ve tek pazara bağımlılığı azaltacak çeşitlendirme yapılmalıdır.
İhracatın artırılması yalnızca dış pazarların bulunmasıyla sınırlı görülmemeli; üretim kalitesi, lojistik, depolama, ambalaj, sertifikasyon ve marka değerini birlikte geliştiren bütüncül bir ihracat politikası oluşturulmalıdır.
9. Doğrudan satış ve yeni pazarlama kanallarını geliştireceğiz
E-ticaret, dijital pazarlama ve üreticiden tüketiciye satış kanalları kooperatifler ve üretici birlikleri üzerinden ölçeklendirilmelidir.
Gastronomi, bağ kültürü, bağ turizmi ve bağbozumu etkinlikleri Manisa üzümünün hikâyesini ürüne ve gelire dönüştüren bir bütün olarak planlanmalıdır.
Üreticinin ürününü değerinde satabilmesi için yerel, ulusal ve uluslararası pazarlara erişim imkânları artırılmalı; kooperatifler ve üretici birlikleri pazarlama süreçlerinde daha etkin hâle getirilmelidir.
10. Mekanizasyonu ve akıllı bağcılığı erişilebilir kılacağız
Budama, hasat, bitki koruma ve toprak işleme süreçlerinde küçük parsellere uygun makineler geliştirilmelidir. Ortak makine parkları ve kiralama modelleri yaygınlaştırılarak özellikle küçük üreticinin teknolojiye erişimi kolaylaştırılmalıdır.
Toprak haritalama, nem sensörleri, erken uyarı sistemleri, dijital izlenebilirlik ve otomasyon uygulamaları sahada denenmeli; başarılı sonuçlar üretici eğitimiyle birlikte yaygınlaştırılmalıdır.
Özellikle genç çiftçilerin tarım teknolojilerine erişimini kolaylaştıracak eğitim ve yatırım programları geliştirilmelidir. Teknoloji, çiftçinin yerini alan değil kararını güçlendiren bir araç olarak tasarlanmalıdır.
11. Finansmanı, sigortayı ve insan kaynağını güçlendireceğiz
TARSİM kapsamı ve iklim kaynaklı risklere yönelik sigorta araçları geliştirilmeli; TARSİM primleri ve muafiyet oranları, üreticinin ödeme gücü ve karşı karşıya olduğu riskler dikkate alınarak üretici lehine yeniden değerlendirilmelidir.
Küçük üreticinin düşük faizli kredi, hibe ve yatırım desteklerine erişimi kolaylaştırılmalıdır. Destek programları bürokratik yükü azaltan, üretim takvimine uyan ve sonuçları izlenen bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Gençlerin bağcılıkta kalması ve tarımsal üretimin gelecek kuşaklara aktarılması için genç çiftçilere araziye erişim, makine ve ekipman, uygun koşullu kredi, eğitim, danışmanlık ve teknoloji desteği birlikte sunulmalıdır.
Gençlerin kırsalda kalmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal koşullar güçlendirilerek kırsal nüfusun devamlılığı desteklenmelidir. Bağcılık gençler için geçim sağlayan, gelişime açık ve saygın bir meslek olarak yeniden güçlendirilmelidir.
Kadınların üretimdeki rolünün güçlendirilmesi için mesleki eğitim, girişimcilik, teknoloji kullanımı ve yatırım desteği de yaygınlaştırılmalıdır.
Üreticinin sosyal güvenlik sisteminde kalabilmesi ve emeklilik güvencesine erişebilmesi için Tarım Bağ-Kur ve SGK primlerinin üreticinin gelir düzeyi ve ödeme gücü dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, prim yükünün üreticinin sürdürülebilirliğini tehdit etmeyecek şekilde düzenlenmesi ve sosyal güvenlik sisteminde kalmanın teşvik edilmesi gerekmektedir.
12. Uzun vadeli ve öngörülebilir tarım politikası oluşturacağız
Bağcılığın geleceği kısa vadeli ve dönemsel tedbirlerle değil, üreticiyi koruyan uzun vadeli bir devlet politikasıyla güvence altına alınmalıdır.
Üretim planlaması, su yönetimi, girdi maliyetleri, fiyat istikrarı, sigorta, sosyal güvenlik, örgütlenme, depolama, sanayi, ihracat ve genç çiftçilerin desteklenmesi birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, uzun vadeli ve bütüncül bir bağcılık politikası içinde ele alınmalıdır.
Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, üretici örgütleri ve sektör temsilcileri arasında sürekli ve kurumsal bir iş birliği mekanizması oluşturulmalıdır.
13. Kararları takvime ve sorumluluğa bağlayacağız
Çalıştayda ortaya çıkan öneriler; ilgili belediyeler, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, kooperatifler, sanayi temsilcileri ve üreticilerin katıldığı sürekli bir koordinasyon yapısıyla izlenmelidir.
Her hedef için sorumlu kurum, iş birliği yapılacak paydaş, takvim ve ölçülebilir başarı göstergesi belirlenmelidir.
İlerleme yılda en az bir kez kamuoyuyla paylaşılmalı; uygulamalar sahadan alınan geri bildirimlere göre güncellenmelidir.
Böylece çalıştay, yalnızca sorunların ifade edildiği bir toplantı değil, sonuçları izlenen ve somut uygulamalara dönüşen ortak bir çalışma düzenine dönüşecektir.
İLK ÜÇ YIL İÇİN ÖNCELİKLİ PROGRAM
1. Su ve İklim Programı
Kapalı sulama altyapısı, toprak nemine dayalı sulama, havza bazlı ürün planlaması, kuraklık haritaları ve erken uyarı sistemleri birlikte uygulanmalıdır.
Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için yeni sulama yatırımları hızlandırılmalı; kuraklık ve su sorununa kalıcı çözümler geliştirilmelidir.
2. Üretici Ekonomisi ve Fiyat İstikrarı Programı
Üretim maliyetlerini izleyen şeffaf fiyat mekanizması, kaliteye göre fiyatlandırma, ihtiyaca uygun destekler ve ortak girdi ile makine modelleri kurulmalıdır.
Mazot, gübre, ilaç, sulama ve işçilik başta olmak üzere temel üretim maliyetlerini azaltmaya yönelik destekler geliştirilmelidir.
Üreticinin mağduriyet yaşamaması için ihtiyaç duyulan dönemlerde TMO’nun etkin piyasa müdahalesini sağlayacak mekanizmalar değerlendirilmelidir.
3. Örgütlenme, Depolama ve Pazar Programı
Kooperatif ve üretici birliklerinin ortak girdi alımı, makine kullanımı, depolama, paketleme ve pazarlama kapasiteleri artırılmalıdır.
Lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalı; üreticinin ürününü hasat döneminde düşük fiyatla satmak zorunda kalmasının önüne geçecek finansman ve pazarlama araçları geliştirilmelidir.
İhracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve üreticinin ulusal ve uluslararası pazarlara doğrudan erişiminin güçlendirilmesi sağlanmalıdır.
4. Kalite ve İzlenebilirlik Programı
Kalıntı riskini azaltan mücadele yöntemleri, hasat öncesi kontrol, çiftçi eğitimi ve bağdan sofraya dijital kayıt sistemi tek program altında yürütülmelidir.
5. Katma Değer ve Sanayi Programı
Üzüm bazlı yeni ürünler ile posa, çekirdek, kabuk, yaprak ve budama artıklarının değerlendirilmesi için araştırma, pilot üretim ve yatırım çağrıları açılmalıdır.
6. Genç Çiftçi ve İnsan Kaynağı Programı
Genç çiftçilere araziye erişim, makine ve ekipman, uygun koşullu kredi, eğitim, danışmanlık ve teknoloji desteği sağlayan bütüncül bir program oluşturulmalıdır.
Gençlerin kırsalda kalmasını ve tarımsal üretimi sürdürmesini sağlayacak ekonomik ve sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
7. Sigorta ve Sosyal Güvenlik Programı
TARSİM prim ve muafiyetlerinin üretici lehine yeniden değerlendirilmesi, iklim risklerine uygun sigorta modellerinin geliştirilmesi ve küçük üreticinin sigortaya erişiminin kolaylaştırılması sağlanmalıdır.
Tarım Bağ-Kur ve SGK primlerinin üreticinin gelir düzeyi ve ödeme gücü dikkate alınarak düzenlenmesine yönelik çalışmalar yürütülmelidir.
8. Pazar ve Marka Programı
Manisa Üzümü ortak marka stratejisi hazırlanmalı; coğrafi işaret, ambalaj, dijital satış, gastronomi, bağ turizmi ve yeni ihracat pazarları aynı yol haritasında buluşturulmalıdır.
SONUÇ BİLDİRİMİ
Manisa bağcılığının geleceği; suyu koruyan üretim, üreticinin artan maliyetler karşısında korunması, emeğin karşılığını veren ve fiyat istikrarını gözeten bir ekonomi, güvenilir ve izlenebilir kalite, güçlü üretici örgütleri, erişilebilir finansman ve sigorta, gençleri tarımda tutan politikalar ve katma değer yaratan pazarlar üzerine kurulmalıdır.
Üreticinin yalnızca üretim aşamasında değil; fiyatlandırmadan pazarlamaya, depolamadan ihracata, sigortadan sosyal güvenliğe kadar üretim zincirinin bütün aşamalarında desteklenmesi gerekmektedir.
Bağcılığın sürdürülebilirliği; kısa vadeli çözümlerden öte, üreticiyi koruyan, su kaynaklarını gözeten, iklim değişikliğine uyum sağlayan ve gelecek kuşakların tarımda kalmasını sağlayan uzun vadeli ve bütüncül bir devlet politikası ile mümkündür.
Bu anlayış doğrultusunda kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, kooperatifler, üretici birlikleri, sanayi ve ihracat temsilcileri ile üreticilerin ortak sorumluluk üstlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Şehzadeler Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Bağcılık ve Tarım Çalıştayı’nın katılımcıları olarak; bilimin, kamu sorumluluğunun, üretici deneyiminin ve ortak aklın buluştuğu; üreticinin emeğinin ve gelirinin korunduğu; kadınların ve gençlerin güçlendiği; toprağın ve suyun korunduğu; Manisa üzümünün hak ettiği değere ulaştığı sürdürülebilir bir bağcılık düzeninin kurulması için bu bildirgede yer alan hedeflerin takipçisi olma irademizi kamuoyuna duyuruyoruz.
Manisa Bağcılık ve Tarım Çalıştayı
7 Eylül 2026 | Manisa